|
İstanbul, Acıbadem doğumlu Meral Mansuroğlu, İstanbul Radyosu ses sanatçısı Hayri Pekşen’in evinde dünyaya gelmiştir. Müziğe olan tutkusunu, Türk Sanat Musikisi hastası olan babasından almış olan sanatçı, daha 5 yaşında Türk Müziği eserlerini söylemeye başlamıştır.
Acıbadem İkbaliye İlkokulunda ve Levent Lisesinde ilk ve orta öğretimini tamamlayan Meral Mansuroğlu, küçük yaşlarda babası ile birlikte meşklere katılmış, bu meşklerde Türk Sanat Musukisinin çok değerli isimleri ile birlikte olmuş ve onlardan feyz almıştır.
15 yaşında Üsküdar Musiki Cemiyetine başlayan ve 8 sene devam eden sanatçı, başladıktan 1 sene sonra, henüz 16 yaşında iken, konserlerde solist olarak yer almış ve 7 yıl konserlerin değişmez solisti olarak görev yapmıştır.
İlk solo programı, Yarımca Kiraz Festivalinde Değerli bestekar Amir Ateşi’in kendisini sahneye itmesiyle gerçekleşmiştir. Konserin solisti olan Ahmet Özhan son parçasını okurken kendisini yanına çağıran merhum hoca Emin Ongan “ Kızım hemen kendine 4 parçalık bir repertuar yap, Ahmet’ten sonra sen çıkacaksın “ deyince, adeta şoka giren sanatçının imdadına, Amir Ateş yetişmiş ve repertuarı hemen hazırlamıştır. Sahne kenarında beklerken korkudan donup kalan sanatçı anons edilmesine rağmen sahneye çıkamayınca, Amir Ateş kuvvetle kendisini sahneye itmiştir.
Hem Ağabeyi, hem hocası hem de en büyük destekçisi olan Amir Ateş’in, onun hayatında özel bir yeri vardır.
Bir ara, Merhum Yurdaer Doğulu ve Mustafa Köker ile Eurovisiona hazırlık çalışmaları yapan sanatçı, merhum Turgut Akyüz’ün ısrarı üzerine, dönemin en önemli gruplarından olan “Beyaz Kelebekler “ ile Fuarda sahneye çıkmak üzere İzmir’e gider. Ancak, hocası Emin Onganın büyük tepkisi üzerine derhal İstanbula dönen Meral Mansuroğlu, Emin Ongan Hocasının sözünden bir daha hiç çıkmamış, çok küçük yaşına rağmen solo programlarına başarıyla devam etmiştir.
Üsküdar Musuki Cemiyetindeki müzik yaşantısı süresinde bugün birçoğu merhum olmuş, çok önemli hoca, ses ve saz sanatçıları ile birlikte olma, meşk ve icraat yapma fırsatı bulmuştur.
Merhum Kanuni Nuri Sesören’den nazariyat, Merhum Tanburi Laika Karabey ve Radife Erten’den nazariyat ve repertuar, Merhum Hoca Melahat Pars’dan repertuar, Prof. Dr. Mutlu Torun ve İrfan Özbakır’dan da ud dersleri almıştır.
1976 yılında TRT ‘nin açtığı ve 12.000 kişinin katıldığı amatör ses yarışmasında, “ Gözümde daim hayal-i cana “ isimli rast kar-ı nev ve “ Hicranla geçen günleri hasretle anarken ” isimli hicaz makamındaki parçalarla jüriyi adeta büyülemiş ve TSM dalında birinci olmuştur. Yarışmayı kazandıktan sonra TRT’de istisna akti ile solo programlar yapmaya başlar.
1978 yılında bugünkü MESAM’ın temelinin atıldığı kuruluş olan SANEM’de kanuni hoca Nevzat Sümer’le tanışır ve SANEM’in bant kayıtlarında solistlik yapmaya başlar. İki yıl boyunca Nevzat Sümer ve Merhum Adem Şahinle repertuar çalışmaları yapan Meral Mansuroğlu, Güher Güney’den de şan dersleri alır.
1980 yılında, henüz konservatuarın hazırlık sınıfındayken, İstanbul Belediye Konservatuarı’nın açtığı yetişmiş sanatçı sınavlarını kazanarak, Konservatuar İcra Heyeti’nde kadrolu sanatçı olarak göreve başlar. Konservatuarda ve İcra Heyetinde Süheyla Altmışdört, Hakkı Özkan, Rıza Rit, Muzaffer Birtan, Ruhi Ayangil gibi değerli hocalarla çalışma fırsatı bulur.
1981 yılında TRT’nin açtığı TSM ses sanatçılığı sınavlarını da kazanarak, TRT İstanbul Radyosunda sözleşmeli olarak göreve başlayan sanatçı, her iki kurumdaki görevini aynı anda iki yıl sürdürdükten sonra, şartların zorluğu nedeni ile, İcra Heyeti’ndeki görevinden istifa etmiş ve TRT de kadrolu
sanatçı olarak görevine devam etmiştir.
TRT deki görevi sırasında, Alaaddin Yavaşça, Tülin Yakarçelik, Fethi Karamahmutoğlu gibi çok değerli hocalardan ders almış, birçok duayen sanatçıdan da feyz alma fırsatı bulmuştur.
TRT deki görevine 1990 yılına kadar devam ettikten sonra, serbest çalışma koşullarının zorlaması nedeni ile, kadrolu sanatçılık görevinden istifa eden Meral Mansuroğlu, TRT ile bağını hiç koparmamıştır. Halen TRT İstanbul Radyosunda istisna akti ile solo programlarına devam etmektedir.
Türkiyenin birçok yerinde ve yurt dışında turne, konser, gazino ve ekstra çalışmaları yapmış olan sanatçı, bir ara sanat hayatını sürdürmek maksadıyla, aldığı cazip bir teklifi değerlendirerek, yerleşmek üzere Viyana’ya gitmiş, ancak ülkesinden kopmanın ciddi sıkıntılarını yaşayacağını düşünen sanatçı, çocuklarının tahsil şartlarının zorluklarını da görünce, Türkiyeye geri dönmüştür.
Bu arada birçok hayır işine giderek destek vermiş; yurtiçi ve yurtdışında konserlere katılmış, ekstra çalışmalarına devam etmiştir. Özellikle, musuki cemiyetlerinin yaşatılmasının önemine inanan ve imkanları elverdiğince her sanatçının katkıda bulunmasının bir görev olduğunu düşünen sanatçı, musuki cemiyetlerinden gelen hiçbir daveti geri çevirmemiştir.
3 adet albüm çalışması olan sanatçı, birinci albümünü Şahin Özer ile,
İkincisini FERDİFON, Ferdi Tayfur – Ahmet Selçuk İlkan ile, Üçüncü albümünü ise RAKS ile yapmış, dördüncü albüm çalışması ise piyasa koşullarının kötüleşmesi nedeni ile yarım kalmıştır.
2007 yılında üniversite sınavlarını kazanan sanatçı, Anadolu Üniversitesi AÖF de Sosyal Bilimler okumaya hazırlanmaktadır.
Türk İşaret Dili’nin 2. kurunu bitiren sanatçı, İşitme Engelliler Federasyonunda da amatörce faaliyetlerde bulunmaktadır. Federasyonun başlattığı işitme engelliler için tercüman ve öğretmen yetiştirme projesi kapsamında hazırlanan, eğitim CD lerinin seslendirmelerini yapmıştır. İşitme engelliler için tertiplenen günlerde Türk Sanat Musukisini icra ederken aynı anda da işaret diliyle anlatan sanatçı, bu uygulamayı katıldığı TV programlarında da gerçekleştirmiştir.
Halen müzik çalışmalarına Radyo ve TV programları, konserler, ekstralar ve gazino çalışmalarıyla devam etmektedir.
|